T.C. Cumhurbaşkanlığı
Diyanet İşleri Başkanlığı

Murgul Müftülüğü

18.06.2026

İLÇE MÜFTÜMÜZDEN HİCRİ YILBAŞI VE MUHARREM AYI İLE İLGİLİ MAKALE

16 Haziran 2026 tarihi itibariyle 1448. Hicri yıla adım attık. Peygamber Efendimizin Mekke’den Medine’ye hicret etmesinin yıl dönümünü idrak ettik ve hep edeceğiz. İslam dininin emir ve yasaklarını yerine getirmek için yapılan bu kutsal yolculuk, kıyamet gününe kadar canlılığını ve mesajlarını hep koruyacaktır. Hz. Ömer zamanında Hicri yılın başlangıcı olarak baz alınan hicret, bizler için de ayrı bir önem taşımaktadır. Hz. Peygamber (s) sahih bir hadisi şerifte; “Müslüman, dilinden ve elinden Müslümanların zarar görmediği kimsedir. Muhâcir ise, Allah’ın yasakladığı şeylerden uzak duran kimsedir” buyurmuştur. Bu müjdeyle 21. yüzyılın Müslümanları olarak, Yüce Rabbimizin haram kıldığı hususları terk etmek, bizler için hicret sevabına ve ilahi rızaya açılan bir kapı olmuştur.

Hicri takvimin bizler açısından bir başka önemi, hemen bütün ibadetlerimizin bu takvime göre yapılmasıdır. Örneğin; Ramazan orucunun zamanı, hac ibadeti, kurbanların yaşı ve zekatların süresi gibi...

Hicri yılbaşı denildiğinde aklımıza ilk gelen, Hicri takvimin ilk ayı olan Muharrem ayıdır. Muharrem ayının İslam tarihinde, meydana gelen olaylarda önemli bir yeri vardır. En mühim olanı da; Muharrem ayının 10. günü olan Aşura günüdür. İçerisinde barındırdığı huzur ve hüzünler açısından Aşura gününde şu olayların gerçekleştiğini tarih bizlere haber vermektedir;

Hz. Nuh’un gemisi Tufandan kurtulup Cûdî dağına Aşûre günü oturmuştur. Bilindiği üzere, Hz. Nuh, Allah’ın emri üzerine kendine inananları yaptığı bir gemiye bindirmiş, tufan gerçekleşince, inanmayanlar suda boğularak helak olmuşlardı. Hz. Ademin tövbesi kabul edilmiştir. Hz. İbrahim’in Nemrut’un ateşinden kurtulmuştur. Hz. Yakub oğlu Yusuf’a kavuşmuştur. Hz. Musa ve İsrail oğulları Firavun’un zulmünden kurtulmuşlardır. Bu huzur veren olayların yanında, hüzün dolu bir olay var ki; acısı hala yüreklerimizi acıyla sızlatmaktadır. O da şudur ki; Emeviler’in ikinci hükümdarı Yezid zamanında ve Hicri 61. yılda, Muharrem ayının onuncu Cuma günü Hz. Peygamberin sevgili torunu ve Cennetin gençleri olan Hz. Hüseyin ve Ehli beyt olan 72 kişi acımasız ve hunharca şehit edilmişlerdir.

Yüreklerimizde biriken bu acı olayın failleri elbette bir gün ilahi divanda hesap verecekler ve hak ettikleri azabı en derinden göreceklerdir. Ancak 21. yüzyılın yaşayan Müslümanları olarak baktığımızda ve düşündüğümüzde, bu acı olayın faturasını başta Ehli Sünnet kesimi olmak üzere, günümüz insanlarına kesmek ne ilmi değerlere, ne tarihe, ne de insanlığa sığar. Bu elim acılar, birlik ve beraberliğimizi pekiştiren bir unsur olmalıdır. Bugün benzer acıların yaşanmaması için, kendisini bu ümmetin bir ferdi sayan herkesin bu konuda gayret göstermesi gereklidir. Muharrem hürmetine nefisler ayaklar altına alınmalıdır. “Ümmeti Muhammed” vasfı, bizim en geniş kimliğimizdir. İçerisinde yaşadığımız zamanda başta Gazze ve Doğu Türkistan’ın acıları yürekleri dağlarken, başka acılara kapı ve düşünce aralamanın bir anlamı yoktur. “Ne Mutlu Ben Ümmeti Muhammed’denim Diyenlere...”