Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimizin (s.a.s.), Mescid-i Haram’dan başlayıp çevresi mübarek kılınan Mescid-i Aksa’ya, oradan da semaya yükseldiği Miraç Gecesi’nin manevi iklimini idrak etmenin huzurunu yaşıyoruz. Bu mübarek gecenin; milletimiz, İslam âlemi ve bütün insanlık için hayırlara vesile olmasını Yüce Rabbimizden niyaz ediyorum.
Miraç; Resûl-i Ekrem Efendimizin (s.a.s.), Allah Teâlâ’nın sonsuz kudret ve hikmetini müşahede etmek üzere ilahi huzura kabul edildiği eşsiz bir yolculuktur. Risaletin en ağır imtihanlarla kuşatıldığı bir dönemde gerçekleşen bu hadise, Allah Resûlü (s.a.s.) için ilahi bir teselli olduğu gibi, ümmeti için de umut, direnç ve istikamet kaynağı olmuştur. Bu mucizevi yolculuk Kur’an-ı Kerim’de, “Bir gece kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu Mescid-i Haram’dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren Allah her türlü noksandan münezzehtir.” (İsrâ, 17/1) ayetiyle bizlere haber verilmektedir.
Peygamber Efendimizin (s.a.s.) şahsında vuku bulan miraç hadisesi, bizlere manevi yükselişin yollarını öğretmekte; kulun Rabbiyle olan bağının iman, ibadet ve ahlakla güçleneceğini hatırlatmaktadır. Bu kutlu gecede farz kılınan namaz, müminin miracı olarak bizleri her gün Allah’a yakınlaşmaya davet etmektedir. Aynı zamanda miraç, ümmet bilincinin ve sorumluluğun sembolü olan Kudüs’ün, İslam inancındaki merkezi konumunu da açıkça ortaya koymaktadır.
Ne var ki bugün, miraçla şereflenen Mescid-i Aksa’nın bulunduğu Kudüs ve Filistin toprakları, insanlık vicdanını yaralayan ağır bir zulme sahne olmaktadır. Siyonist işgal güçlerinin yıllardır sürdürdüğü baskı, şiddet ve katliamlar; kadın, çocuk, yaşlı demeden masum insanların hayatını hedef almakta, temel insan haklarını hiçe saymaktadır. Mukaddes mekânlar çiğnenmekte, bir halk yurdundan ve hürriyetinden mahrum bırakılmaktadır. Miraç’ın bize yüklediği sorumluluk, bu zulme karşı sessiz kalmamayı; mazlumun yanında, zalimin karşısında durmayı gerektirmektedir.
Bu itibarla bugün bizlere düşen; hayatımızı Kur’an-ı Kerim ve Peygamber Efendimizin (s.a.s.) sünneti doğrultusunda yeniden inşa etmek, imanımızı tahkim etmek ve sorumluluk bilinciyle hareket etmektir. Miraç Gecesi’ni, namazla olan bağımızı güçlendirmek, kalplerimizi arındırmak ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere Kudüs’ün ve tüm mazlum beldelerin özgürlüğü için dua ve gayretimizi artırmak adına bir fırsat bilmeliyiz.
İnanıyorum ki bu mübarek gecede samimiyetle yapılan dualar; zulmün karanlığını dağıtacak, adaletin ve merhametin hâkim olduğu bir dünyanın kapılarını aralayacaktır. Yüce Rabbimizden, yakın zamanda yaşanan felaketlerde hayatını kaybeden kardeşlerimize rahmet, yaralılarımıza şifa, milletimize ve ümmet-i Muhammed’e sabır ve metanet niyaz ediyorum. Cenab-ı Hak, ülkemizi, milletimizi, İslam âlemini ve tüm insanlığı her türlü afet, musibet ve zulümden muhafaza eylesin.
Bu duygu ve temennilerle başta Artvinli hemşehrilerimiz olmak üzere aziz milletimizin ve bütün İslam âleminin Miraç Gecesi’ni tebrik ediyor; bu mübarek gecenin barışa, adalete ve insanlığın selametine vesile olmasını Yüce Rabbimizden diliyorum.
Berat KARALİ
İl Müftüsü V.