Recep ayıyla birlikte rahmet, bereket ve mağfiret iklimi olan mübarek üç aylara kavuşmuş bulunuyoruz. İnanç, ibadet ve kültür dünyamızda son derece önemli bir yere sahip olan bu kutlu zaman dilimleri, bizlere kendimizle yüzleşme, muhasebe yapma, tövbe ve yenilenme imkânı sunan müstesna bir manevi mevsimdir.Hayat, insana emanet edilmiş büyük bir nimettir; zaman ise bu nimetin en kıymetli sermayesidir. Üç aylar, zamana anlam kazandıran, iman ve kulluk bilincimizi diri tutan ilahi bir fırsattır. Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de zamana ve onun belli vakitlerine yemin ederek, müminleri bu değerli sermayenin farkında olmaya davet etmektedir. Zira zaman, kadrini bilenler için ebedi kurtuluş vesilesi, ondan gafil kalanlar için ise bir hüsran sebebi olabilmektedir.
Regaib, Miraç, Berat ve Kadir geceleriyle gönüllerimizi aydınlatan bu mübarek aylar; iyiliğe yönelme, kötülüklerden uzaklaşma ve kulluğu güzelleştirme fırsatlarıyla doludur. Nitekim Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) bu mübarek mevsimin kıymetine dikkat çekerek, “Allah’ım! Recep ve Şaban aylarını bize mübarek kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır.” diye dua etmiştir. Üç aylardan hakkıyla istifade edebilmenin yolu; samimi bir iman, kararlı bir gayret ve içten bir yönelişten geçmektedir. Tövbe, istiğfar ve dualarla bu manevi iklimi hayatımıza taşımak; imanımızı pekiştirmenin, kulluğumuzu derinleştirmenin en güzel yoludur. Bu mübarek zamanları geçici bir duyarlılık değil, kalıcı bir manevi diriliş vesilesi kılmak hepimizin sorumluluğudur.
Bu vesileyle, başta Artvinli hemşehrilerim olmak üzere tüm İslam âleminin üç aylarını tebrik ediyor, bu mübarek zamanların rahmet, bereket ve mağfirete vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.